ETHICA OF GOD 2
- Ariela D.
- 5 saat önce
- 2 dakikada okunur

Beyin, dış uyaran yokluğunda kendi gerçekliğini üretir.
*John C. Lilly (1915-2001, Sinirbilimci-Doktor-Psikanalist-Mucit)
“Dış uyaranlar tamamen ortadan kalkarsa, zihin ne yapar?” sorusundan yola çıkarak yaptığı float tank deneyi ile güçlü bir sonuç aldı. Lilly, daha sonra ketamin gibi maddelerle bu deneyleri birleştirdi.
Ketamin eklenmesinden sonraki deneylerde bilinçte çok daha derin, ama aynı zamanda tehlikeli bir eşik aşıldı.
· İzolasyon tankı → bilincin katalizörü
· Ketamin → ego ve beden kilidini açan anahtar
“Artık bedenim yoktu; sadece bilgi vardı.”
Lilly, deneyimlerinde:
· Yüksek zekâlı varlıklar
· Kozmik bilinç ağları
· İnsanlığı yönlendiren sistemler
algıladığını yazdı.
Bunlara ECCO (Earth Coincidence Control Office) adını verdi.Bilim dünyası bunu halüsinasyon olarak yorumladı, Lilly ise bilincin başka katmanları olarak gördü.
En kritik sonuç buydu:
Deney tankın dışına taşmaya başladı
Günlük hayatta da:
Paranoia benzeri düşünceler
Aşırı anlam yükleme
“Mesaj alıyorum” hissi
ortaya çıktı.
Bu noktada deney, araştırma olmaktan çıkıp kişisel bir risk haline geldi.
“Ketamin bana evrenin kapılarını açtı ama anahtarı geri almayı unuttum.”dedi.
- Transpersonal Psychology (Transpersonel Psikoloji), insan psikolojisini yalnızca kişilik, ego, davranış ve travmalarla sınırlamayan; bilinç genişlemesi, mistik deneyimler, ego çözülmesi, birlik hissi ve ruhsal uyanış gibi “benliğin ötesine geçen” deneyimleri de psikolojinin meşru inceleme alanı olarak kabul eden bir yaklaşımdır; bu tür deneyimleri otomatik olarak patoloji saymak yerine bağlamı, kişinin yapısını ve entegrasyon kapasitesini dikkate alır ve asıl amacını bireyin yalnızca uyum sağlaması değil, yaşadığı derin deneyimleri anlamlandırarak psikolojik ve varoluşsal bütünlüğe ulaşması olarak tanımlar.
-Algının kırılması güç verir ama disiplin yoksa kişiliği çözer.
Bu cümle çok yoğun bir şeyi söylüyor; sadeleştirerek ama derinliğini koruyarak açayım:
“Algının kırılması”, insanın dünyayı alıştığı kalıplarla algılamayı bırakmasıdır. Gerçekliğin tek bir yorumu olmadığını görmek, benliğin sandığın kadar sabit olmadığını fark etmek, zaman–kimlik–anlam gibi yapıların çözülebileceğini deneyimlemek demektir. Bu, kişiye büyük bir güç verir çünkü korkuların, şartlanmaların ve otomatik tepkilerin zinciri gevşer; kişi daha özgür, daha yaratıcı, daha sezgisel hâle gelir.
Ama disiplin yoksa—yani sağlam bir ego yapısı, günlük hayata tutunan bir merkez, etik sınırlar, ritim, bedenle bağ ve anlamı yeniden kurma kapasitesi yoksa—bu kırılma kişiliği çözmeye başlar. İnsan, “ben kimim?”, “ne gerçek?”, “neden buradayım?” sorularında asılı kalır; algı açılır ama onu taşıyacak kap yoktur. Bu durumda güç bilgelik üretmez, dağılma üretir.
Kısacası:
Algıyı kırmak kapıyı açar; disiplin o kapıdan girip geri dönebilmeyi sağlar.


Yorumlar